Aşağı Emirler Köyü Web Sitesi  
   
Tarihçe Gelenekler Görenekler Geçim Kaynakları Arazi İklim Soyadlar Lakaplar Meslekler Köy Vakfı Köye Ulaşım Köyden Fotolar Emirdede Türbesi



Köyün Tarihçesi

Beş kıtanın en büyüğü olan Asya kıtasının ortasında bulunan, Orta-Asya'da yaşayan Türk boylarından Oğuzlar, bölgenin ikliminde kuraklık baş gösterince bütün kavimler gibi özellikle batıya doğru göç etmeye başlamışlardır. Kökenimiz muhtemelen, M.S.(milattan sonra) 1200 yıllarında Orta-Asya'dan gelen 24 Oğuz Boyundan birisi olan EYMÜR boyudur.

Anadolu Selçuklu Sultanı Alparslan, Bizans İmparatorluğunu 1071 yılında Malazgirt Ovasında yapılan Malazgirt savaşında yendikten sonra Anadolu (Türkiye) kapıları Selçuklu Türklerine açılmıştır.

EYMÜR boyu 1400'lü yıllarda İran Horasandan, Anadolu'ya gelerek Antep ve Maraş yöresine yerleşmişlerdir. Nerelerde, ne kadar yaşadıkları kesin olarak bilinmemektedir. Yerleşik düzene bağlı olmayan göçebe yaşamı sürdürmüşlerdir. Özellikle hayvancılık yaşam ve geçim kaynağıdır. Antep'ten ayrılırken bir grup Antalya'nın Serik ilçesine yerleşmiştir ve halen orada yaşadıkları söylenmektedir. Antep'ten göç ettikten sonra bunlardan ayrılan Emirce Aşireti, Konya'nın Meram bölgesine yerleşmiştir. 1446 yılında Karamanoğlu Mehmet Beyin oğlu ve ya bir vezirin oğlu (kesin olarak bilinmiyor), Emirce Aşiretinden güzel bir kıza aşık olur. Kızı isterler, ama aşiret kızı vermez; bu Aşiret'e baskı uygulanmasına neden olur. Baskıdan kurtulmak için aşiret pirleri olan CIBALİ (Cebeali) ye danışırlar. Cıbali kızı isteyen tarafa bazı şartlar koşar;

1- Benim tarafıma katılırsan kızı alabilirsin; kabul edilmeyince, diğer şartını öne sürer. 2- Bu şartında bir fırın yaktıralım, sıcak fırına girelim kimin itikatı, kimin imanı-inancı güçlü ise kim bu sıcağa dayanırsa onun istediği olsun der. Vezirin bileğinden tutup fırına girerken ''Gönlünü özünü de bana bağla, kendini bana teslim et, canı gönülden bağlan'' der; ve fırına girerler. 2, 3 gün fırında kaldıktan sonra fırını açarlar ki, kıza talip olan, Aşireti huzursuz eden kişinin vücudu yanıp kül olmuş, ancak Emirce Aşireti'nin Piri Cibali'ye bir şey olmamıştır. Fırını açmaya gelenlere tuttuğu bileği sunmuştur. Bu fırın olayından ders almayan bey, baskılarını daha arttırmıştır. Bunun üzerine Cibali iki koltuğuna büyük ateş köz ve korlarını alarak beyin sarayını(konağını) yakmaya gider. Cibali'nin geçtiği yeri yaktığını gören bey aman diler, ferman verir.

Emirce Aşireti'nin Piri Sultan Cibali'nin, Bursa subaşı olduğu, Fatih Sultan Mehmet'in 1453 yılında İstanbul'u aldığı savaşta ordu komutanı olduğu söylenir. Hatta Osmanlı ordusunun Cebeci ocağını kurmuştur.

2. Murat padişahlığı sırasında, yorulduğunu öne sürerek, tahtı 14 yaşındaki oğlu 1.Mehmet (Fatih)'e bıraktı, bunun üzerine 1444 yılında Avrupa Haçlı orduları fırsattan istifade Osmanlı üzerine bir sefer düzenlemeye karar verdi (Varna Savaşı).14 yaşındaki 1. Mehmet babasının tahta geçmesini istemiş ancak babası buna razı olmamıştır. Bunu üzerine 1.Mehmet babasına tarihe geçen bir mektup yazmış ve ''Padişah ben isem emrediyorum, ordumun başına geç; yok eğer padişah sen isen ordunun başına geç,'' demiştir. İşte bu mektubu 2. Murat'a götürüp ikna eden de Pirimiz Sultan Cibalidir. Tecrübeli olan 2. Murat savaşı kazanmıştır. Böylece Osmanlının Varna Savaşında yenilmesi ve belki de yıkılmasını önlemiştir. İşte Cıbali Sultan böylesine ünlü, keramet sahibi bir pirdir, uludur, komutandır, alperendir. Bursa'nın valisidir, Fatih'in komutanıdır, Cibalisin diye ferman alan zattır.

EMİRCE AŞİRETİ; Kalabalık olduğu ve haksızlığa karşı çıktığı için, Kayı boyunun önderleri tarafından Emirce ve Kuyumcu olmak üzere birbiriyle iyi geçinemeyen 2 gruba bölünmüştür. Bu olay tarihte Türk devletlerinin çoğunda yaşanmıştır.

KUYUMCU AŞİRETİ; Konya'dan Çukurova yöresine gitmiş konar-göçer yaşamaya orada devam etmişler, 1700 yıllarında Osmanlı padişahlarının emriyle zorunlu olarak Çukurova'dan alınarak, Çorum'un kuyumcu özüne yerleştirilmişlerdir. Ancak bazı haneler oradaki aşiretle geçinmeyip oradan da ayrılarak Çubuk yöresindeki DAĞKALFAT, bir kısmı da SUSUZ, KÖSERELİK ve KUYUMCU köylerine gelip yerleştikleri söylenmektedir.

Emirce Kolu Konya da baskılar sürdüğünden Afyon üzerinden Eskişehir (Koşmat 'a) gider Konya beyi Emirce aşireti hırsızlık yaptı diye iftira atarak Afyon beyine yollarını kestirtmiş ve arama yaptırtmıştır. Bu haksızlığa karşı koymak isteyen Emirce Aşiretinin öncü yiğitlerinden birisi (Yusuf ağagilden olduğu söyleniyor) kavga sırasında öldürülüyor ve neticede birçok çileden, ızdıraptan sonra aşiret Eskişehir Koşmat 'a varıp yerleşir. Muhtemelen 1780 yılında Koşmat 'ta bir zaptiye memurunun baskıları sırasında çıkan gerginlikler, kavgalar nedeniyle oradan da ayrılmaları zorunlu olmuş ve Ankara bölgesine gelmişlerdir. Bu yıllarda Kalecik ilçesinde yaşayan Şahsuvar isimli zengin birisinden köyün arazisini satın almışlar ve parasal güçleri oranında araziyi paylaşmışlardır.

AŞAĞI EMİRLER-YUKARI EMİRLER-SUSUZ-KUYUMCU köylerine bölünüp 4 bölük emirler adını almışlardır ve öyle anılmışlardır.

Köyümüz Aşağı Emirler, 1952 yılına kadar, Emirler ismiyle (Önceleri Kale sonradan Kalecik adını alan) Kalecik ilçesine bağlıydı. Zamanın şartları çok elverişsiz ve zordu, insanlar bir yere gidebilmek için genelde yürümek zorunda kalırlardı. Bu nedenle gidip-gelmek kolay olsun insanlar resmi işlerini daha rahat yapabilsin daha fazla zamanları olsun diye 1952 den sonra Kalecik'e göre 10 km daha yakın olan Çubuk'a (20 km) bağlandı.

Özellikle 1970 li yıllarda Ankara'ya göç edenler çoğalmıştır. Gidenlerin bir kısmı Kamu kesiminde (Devlet işinde) çalışmaya başlamıştır, bir kısmı da ticaretle uğraşmıştır. Köyde kalan kesim ise tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sürdürmeye devam etmiştir.

Köyümüzdeki okul 1936 yılında yapılmış olup ilk yıllarda amaç insanları okur-yazar yapmak olmuştur. Daha sonraları önce 3. Sınıf, sonrasında ise 5. Sınıftan diploma sahibi yapmak amaç olmuştur. Okul sayesinde 1940 yıllardan sonra okur-yazar oranı artmış ve köyümüz halkının ufku açılmış, hayat görüşü değişmiştir.5 yıl olan zorunlu eğitimin 8 yıla çıkması ile ortaokul çağındaki çocuklar eğitimlerine devam etmektedirler.

Köyümüz okulu yaklaşık 10 yıldır kapalı olup, köyümüzdeki 15-20 çocuk devletin masraflarını karşıladığı bir araçla Çubuktaki okullara giderek eğitimlerine devam ediyorlar.

Camimiz 1890 yılında yapılmıştır. Cami duvarında kullanılan yapı taşlarının Kalecik in Minkatı (Yeşilöz) köyünden kağnılarla (öküz arabası) ile getirildiğini yaşlılarımız anlatırdı. 1964-65 yıllarında köyümüz esnaflarından Mehmet Durmuş 'un katkılarıyla köy halkı tarafından tamir edilmiş ve çatı yapılmıştır. 1996 yılında tavanı sunta ile kaplanmış, zeminine de tahta döşenmiş, üzeri halıfleksle kaplanmış, boya ve badanası yapılmıştır. Camimiz bakımlı bir durumdadır.

Caminin giriş kısmına Gazi Bal ve Cafer Bal tarafından demir kapı ve korkuluklar yapılmıştır. Amfi ve ses düzeni güçlendirilerek yenilenmiştir. 1998 yılında caminin altına yapılan cenaze yıkama yerinin alüminyum kapı ve pencereleri Ramazan Kaymak tarafından yapılmıştır. Caminin restore çalışmaları sırasında Sadık Kazak, Kazım Kılınç, Mustafa Topçu ve birçok köylümüzün katkıları olmuştur.

Köyümüze elektrik ve telefon 1981 yılında geldi. Telefon ilk başta muhtarın evine bağlandı daha sonra insanların talebiyle abonelik yaygınlaştı.

ÜstÜste Çık